...<<<ORADA BİR KÖY VAR YAKINDA GİTMESEK DE KALMASAK DA O KÖY BİZİM KÖYÜMÜZDÜR!>>>... Orda bir köy var. Çaycuma Bartın karayolu üzerinde başınızı sağa doğru çevirdiğinizde sizi gökteki ay gibi yeşillikleri ile selamlayan, size burda bir köy var diyen AKYAMAÇ' ı görürsünüz. Akyamaç Köyü nice yıllardır, kimi zaman deli gibi coşan, kimi zaman ise uysal bir kedi gibi mırıl mırıl edercesine Karadenize doğru akan Filyos nehrine tepeden bekçilik yapmaktadır Köyün yokuşunu çıkamayacak kadar uzak, yorgunluğunuza değmeyecek kadar değersiz bulursanız, işte o zaman inanın ki tüm güzelliklerini göstermeye ve mis gibi kokan havasını koklatmaya tenezzül etmeyecektir sizlere. Atlı prensini bekleyen genç kız gibi köyüm insanı bayramını, düğünlerini, ekmeğini gurbette arayan ve sılada hasretlik çeken oğlunu, nişanlısını, aşkını, kokusuna hasret kaldığı babasını beklemektedir. Olur da bir gün içinizden "Seni uzaklardan sevmek aşkların en güzeli” sözünü hatırlamayıp yakından görmeyi düşünürseniz, gözleriniz doyumsuz manzara arar, ağaç yapraklarının dansını rüzgarın hışırtısıyla seyretmek ve mis gibi doyumsuz havasını koklamak isterseniz, bırakın gelin beton yığıntılarını şehrin gürültüsünü kendi haline Çaycuma' dan 5 kilometre sonra Akyamaç' a. Arabanızla gelirseniz, size tavsiyemiz köyün girişinde arabanızı bırakmak. Çünkü o eşsiz manzara eşliğinde yürürken yolda ıhlamur ve akasya çiçeklerinin kokusunu içinize çekmeden, Rahmetli Yoğurtçu' nun ve Göğülcüğün buz gibi çeşme suyunu, Osmeyli ve Köyvan' ın kuyu suyunu tatmadan geçmek, yol kenarındaki iri iri eriklerden, dutlardan, kan kırmızı vişne ve kirazlardan, elmalardan, böğürtlenlerinden yememek sizlere çok şey kaybettirir. Bu güzellikler içerisinde meraklı turistler gibi yorgunluğunuzu hissetmeden yürümeye devam ederseniz varacağınız son yer Kertil Tepesidir. İşte eşsiz güzelliğin can alıcı noktası da burasıdır. Çünkü bu tepeden Çaycuma' yı, Saltukova' yı, Çomranlı Köyünü, Dereköyü, Akpınarı, Çömlekçi' yi, Yeniköy' ü ve daha beraberinde eşsiz güzellikleri barındıran yerleri Filyos nehrinin üzerine vuran güneşin parıltısıyla rahatça seyredebilirsiniz. Bu bölgenin zirvesinde kendinizi bir uçan balona binmiş gibi hissedebilirsiniz. Kendinizi gökyüzüne yakın dost hissederken, dört yanınızda seyre daldığınız bütün güzelliklerin ayağınızın altında kaldığını görürsünüz. Arkada gözünüz kalmaması ve yaşadığınız bu güzelliğin kalıcı olması açısından fotoğraf makinasını yanınızda getirmeniz faydalı olacaktır. Günün bitimine doğru inanın ki böyle farklı bir gün yaşamanın verdiği huzurla ve dinlenmiş bir kafayla evinize döneceksiniz. |
Evet dostlar şimdi diyebilirsiniz ki bildiğimiz bir köyün, bu kadar abartacak neyi var?
Köyümüzü ve dağlarını hiç gezmediğiniz için, köyümüze yakışan bu güzel sözleri ve güzel görüntüleri beğenmeyebilirsiniz. Ayrıca dağdan taştan başka bir şey ifade etmeyebilir belki sizin için. Ama bizim için unutulmaz bir film şeridi gibi geçer buğulanmış gözlerden.
Kendimce hakkım olduğu için abartıyorum. Çünkü geriye doğru baktığımızda ezilir göçer yüreğimiz, alır götürür içimizdeki çocukluğumuza.
O çocukluğumuzdur ki hangimiz unuturuz dağlarında inekleri otlattığımızı, güneşin yakıcı sıcağında elimizde orak ile buğday biçip deste deste bağ yapıp harmanını dövdüğümüz tarlaları, kavurucu sıcak altında öküz arabasıyla taşıdığımız ve imece usulü kızların türküleri eşliğinde soyulan mısırları, anamızın bahçeden toplayıp pazara götürüp sattığı sebze ve meyveler ile bize ne getirecek acaba deyip akşam dönüşünü heyecanla beklediğimiz tren saatlerini. Nasıl unuturum, arkadaşlar ile beraber yine güneşin kavurucu sıcağında günde iki üç kere maç yapıp, koşarak kendimizi serin sularına bıraktığımız ve kömüşlerin sırtına bindiğimiz Filyos nehrini.
Unutamam dostum aklıma her geldiğinde dolar gözlerim, çukulata tadına o bayramlarda ellerini öptüğümüz, şimdi adını ve yüzünü bile unuttuğumuz bu topraklarda yıllarca yaşamış büyüklerimizi.
Unutamam dostum çünkü ben bu toprağın filizlerinde yetişen otuyla doydum ve yaşamıma bahar olup ağlayan bulutların suyu ile ıslandım, yıkandım.
Evet dostlar ananızı, babanızı, uğruna öldüğünüz yavrunuzu ve içinizi sevgisiyle acıtan nazlı yarinizi ölçüsüz seviyorsunuz değil mi? Cevabınız tereddütsüz evetdir.
Lakin bir insan anasız, babasız, sevgilisiz, çocuğu ve eşi olmadan da yaşayabilir ama vatansız asla yaşayamaz.